zamansız..


b.1.
Haziran 17, 2008, 8:04 pm
Kategori: gün yağmuru

Gözlerini sımsıkı kapatıyordu, gördüğü rüyayı tekrar düşünürken. Gördüklerini bir bir hatırlamaya çalışırken. En ufak bir ışık kırıntısı bile girsin istemiyordu düşüncelerinin ortasına.

Yataktan kalktığında saat yediyi on iki geçiyordu. Sabah müziğini ayarladıktan sonra duş almak için banyoya doğru giderken pencerede gözüne takılan şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştı. Zaman kazanmak için yavaş yavaş ilerliyordu. Sanki halının üstünde adımlarının çıkardığı sesi rahatlıkla duyabiliyordu. Pencereye ulaştığında gereksiz bir ürperti hissetti, sinsice içine yerleştiğini fark ederek. Perdeyi tamamen açmak için biraz bekledi. Sanki göreceğe şeye hazırlıklı değildi.

Çok tanıdık bir görüntüydü fakat bir türlü cesaretini toparlayamıyordu. Kafasında uyandığında hatırlamaya çalıştığı kareler uçuşuyordu sürekli sanki bir resmi tamamlamak istercesine. Perdeyi öyle bir tutuyordu ki neredeyse kopacaktı. Tırnakları perdeye rağmen avucunun içini acıtıyor ve anlayamadığı nedenden dolayı vücudunu saran ürpertiyle birlikte soğuk terler döküyordu.

Telefonun alarmının çalmasıyla sıçradı; sıçramayla birlikte perde biraz daha aralandı. Sonra tamamen açtı. Görünürde bir şey yok gibiydi ama saniyeler önce orada, pencerenin ardında bir şey olduğuna adı gibi emindi. Bu sefer pencereyi açtı, aşağıya düşmüş olabileceğini düşünerek. Kafasını uzattığında bütün gece yağan yağmurun çamurlaştırdığı topraktan başka bir şey görmedi, yüzüne vuran serin rüzgardan başka bir şey hissetmedi ve de yaprakların hışırtısından başka bir şey işitmedi.

Neden böyle garip davrandığını anlayamadı. Gözünün önünden gitmeyen kareler yüzündendir belki diye düşünerek pencereyi aceleyle kapattı rüzgarın içeriye girmesini istemiyormuş gibi.

Duştan çıkınca kendine bir kahve yapmak için mutfağa yöneldi. Sıcak bir kahve onu kendine getirirdi her zaman. Kahvenin sıcaklığı ve kokusu içine doldukça damarlarında dolaştığını hisseder ve yüzüne aydınlık bir gülümseme yayılırdı. Ne de olsa kahve onun için çok özeldi. Özel olarak gelmişti. Kahveden her yudum alışında onun sıcaklığını ve kokusunu hissederdi, sakinliği ona geçerdi sanki.

Kahveden yudumlarken hafta sonu gittiği ufak çaplı gezi dönüşünde aldığı peynirleri küçük küçük parçalara ayırıyordu. Kestiği ekmeği tabağa koydu, peynirleri de ekmeğin arasına. Sonra da mikrodalgayı ayarladı peynirlerin ekmekle iyice kaynaşması için ve düğmeye bastı. Mutfağa yayılan müziğe eşlik ederek onu düşündü, tanıştıkları ilk günden itibaren. Yaptıkları saatler süren konuşmaları, bir aradayken paylaştıkları zaman durduran anları…

…Balkonda durmuş etrafa bakınıyordu onun gelmesini beklerken. Üstüne doğru düzgün bir şeyler giymeyi düşündü ama neredeyse gelecekti. Kaçırmak istemiyordu köşeyi dönüşünü. Köşeyi döndüğünü görür görmez kapıya doğru koşar, anahtarların sesini duyduğu anda da hızla kapıyı açardı. Şimdi de aynı şeyi yapmak istiyordu ve onunla birlikte olduğu her zaman. Kapıyı açar açmaz ilk onun yüzünü görsün istiyordu. Bütün günün yorgunluğunun onu görür görmez yüzünden bir anda nasıl silindiğini görmek istiyordu. Yüzüne yerleşen o sıcacık gülümsemeyle kapıda ona verdiği tutku dolu öpücüğü istiyordu. Ona sımsıkı sarılmasını istiyordu. Onu istiyordu.